| Ödülünü aldı, Türkiye'ye birlik mesajı gönderdi |
|
|
|
60. Cannes Film Festivali'nde "Yaşamın Kıyısında" ile En İyi Senaryo ödülünü kazanan yönetmen Fatih Akın, kürsüden Türkiye'ye birlik çağrısında bulundu. Akın, "Seçimler yapılacak, ayrı düşmeyelim, birlik olalım." diye konuştu.
Bu yıl 60. kez gerçekleştirilen Cannes Film Festivali, dün geceki ödül töreniyle sona erdi. Altın Palmiye, "4 Ay 3 Hafta 2 Gün" filmiyle Romanyalı yönetmen Cristian Mungiu'nun olurken Fatih Akın'ın, önceki gün ekümenik jüri ödülünü alan filmi "Yaşamın Kıyısında" En İyi Senaryo Ödülü'ne layık bulundu. Akın, konuşmasında, seçim sürecine giren Türkiye'ye 'birlik' mesajı verdi. Alman oyuncu Diane Kruger'ın sunduğu gecenin galibi "4 Ay 3 Hafta 2 Gün" kürtajın yasak olduğu komünizm döneminde Romanya'da hamile kalan bir kızın hikâyesi üzerine kurulu. Ödülün politik olup olmadığı tartışmaları bir yana, filmin Altın Palmiye alması halinde ödülün, Romanya sinemasının yeniden doğuşunu simgeleyeceği yorumları yapılıyordu festivalde. Geçen yıl da bir başka Romanya filmi, Romanya'daki rejim değişikliğini mizahî bir dille anlatan "Bükreş'in Doğusu" filmi, Altın Kamera ödülünü almıştı. Ödülünü, bu yıl Hayat Boyu Başarı ödülü alan efsane oyuncu Jane Fonda'nın elinden alan yönetmen Mungiu, "Bir yıl kadar önce projeyi nasıl yapacağımızı bilmiyordum. 6 ay önce 'nasıl başlayacağız?' derken bir şekilde Cannes'a geldik. Bu ödül gösteriyor ki küçük bir ülkeden de çok fazla bütçeye ihtiyaç duymadan, iyi ödül alabilecek filmler yapılabilir." diye konuştu. Büyük ödül favorileri arasında gösterilen "Yaşamın Kıyısında" da Altın Palmiye olmasa bile yine de Tarantino, Coen biraderler, Kim Ki Duk gibi isimlerin arasından sıyrılıp En İyi Senaryo ödülünü almayı başardı. Akın, ödül konuşmasında film ekibine teşekkür ettikten sonra, "Türkiye'ye bir şey söylemek istiyorum." dedi ve sonra şöyle konuştu: "Türkiye'de seçim yapılıyor. Ne kadar birlikte olursak o kadar iyi olur, ne kadar ayrı düşersek kaybederiz. Ayrı düşmemeliyiz, birlikte olalım." Festivalin En İyi Yönetmeni ise Julian Schabel oldu. "The Diving Bell and Butterfly" filmiyle ödüle layık görülen yönetmen, önce bütün jüriyle tek tek tokalaştı, ardından da, "Altın Palmiye alsaydım Bernardo Bertolucci'ye armağan edecektim." diye konuştu. Büyük ödül, daha önce de Cannes'dan ödülle dönmüş Japon yönetmen Naomi Kawase'nin "The Mourning Forest" filminin olurken jüri özel ödülleri İran ve Meksika arasında paylaştırıldı. Buna göre İran'ın siyasî hicvini yapan animasyon "Persepolis" (Marjane Satrapi-Vincent Paronnaud) ve "Silent Light" (Carlos Reygadas) filmleri ödüle değer görüldü. En iyi ilk filme verilen Altın Kamera ödülü ise "Meduzot" filmiyle İsrailli yönetmen Etgar Keret'in oldu. Festivalin 60. yılı münasebetiyle verilen özel ödülü ise "Paranoid Park" filmiyle festivale katılan Gus Van Sant aldı. En İyi Erkek Oyuncu, "The Banishment"daki rolüyle Konstantin Lavronenko, En İyi Kadın Oyuncu ise "Secret Sunshine"daki rolüyle Jeon Do-yeon oldu. Meksikalı yönetmen Elisa Miller'ın "Watching it Rain"i de festivalin En İyi Kısa Filmi seçildi. Kültür-Sanat Zaman Yorum (0)
![]() Yorum yazın
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






